Ne acı bir his yabancılaşmak.
Büyüdüğün şehre, büyüdüğün aileye yabancılaşmak çok acı.
Umut en güzel ve en tehlikeli şey bu dünya da.. Acaba dedim, acaba bu kez olur mu? Bu kez başarır mıyız?
Baba-kız olmak ne kadar zor olabilir? Canından bir insanı sevmek ne kadar zor olabilir. Ben bir kediyi bir köpeği canımdan çok sever durumdayken, bir baba için çocuğu nasıl öncelik olamaz? Ben bunu anlamıyorum. Her çırpınışımda daha da derine battığımı hissediyorum. Her defasında vazgeçilen ben olduğumda kapanmayan bir yara daha açılıyor. Nefes almak acıtıyor böyle zamanlarda.
Neden burdayım?
Neden gidemiyorum?
Neden asla önceliği olmadığım bir adam benim önceliğimde? Tek bir sözüyle her şeyi bırakıp geliyorum.
Artık yorgun bile değilim.
Son umudumu da kaybediyorum aile olmaya karşı. Bu dünyadaki son köküme bağlanmak için gücüm kalmadı artık. O kökleri sökmeye çalışırken ben tutmaya çalışıyorum. Ne kimseye bağlılığı ve ne de hissettiği bir sorumluluğu var.
Son bir bağ, pamuk ipliğinin bile daha kalın olduğu bir bağ. Kopup bağlanan her düğümün acı verdiği bir bağ.
Nerde duydum bilmiyorum "Annen varsa herkes var, annen yoksa kimse yok."
Kimsemin olmadığını kabul etmeye hazır değilim sanırım. Bunu biliyorum ama kabullenemiyorum.
Hissediyorum az kaldı, çok az kaldı.
Tek yönlü bir bilet.
Limanları yakmama çok az kaldı. Belki küllerimden doğarım tekrar. Doğar mıyım sence?
Hoşçakal demeden önceki son nefes.
Yasemen