9 Aralık 2019 Pazartesi
Düşünceler Denizi : korkuyorum...
Sebepsiz yere gelen mutluluklar aynı sabun köpüğüne benziyor. Ömürleri bir avuç kadar. Aniden kalbinin tam orta yerine bir karanlık gibi çöküyor. Gülmene sebep olan her şey, hüznün baş köşesinde yer alıyor.
Mutluluklar kısadır anlıktır bilirim ama içine bıraktıkları bir huzur vardır ya hani. Onu kaybettim.
Bazen bir kokudur seni mutlu eden,
bazense bir dokunuş.
Bazen kedilerinin seslenişine kulak vermesi,
bazense dizine yatan bir baş.
Bazen başını koyduğun omuz,
bazense sadece bir nefes...
Mutlu olmak her zaman korkutur beni.
Arkasından gelecek olanı bilmek korkutur.
Gideceğini bile bile gelmesini istemek korkutur.
Her kahkahanın bedelini yaşlarla değil içine akacak zehirle ödeyeceğini bilmek korkutur.
O omzun sana ait olmadığını bilerek başını koymak korkutur.
Kül olacağını bile bile kalbinin alevini yakmak korkutur.
Korkutur ama engel de olamaz bu korku hiçbir şeye. Aynı küçük bir çocuğun içten içe sobanın canını acıtacağını bile bile yakması gibidir bu korku.
Bilirsin ama yaparsın, yaşarsın.
Yolum çok uzun daha. Mutsuzluklar kadar mutlulukların da hepsini yaşamadım daha.
Hüzünlerim kadar sevinçlerim var.
Yorgunluklarım kadar enerjim,
nefretim kadar sevgim var yaşanacak.
Şu an mutsuzum sadece... Hayallerinde hiç olmayan ama, sadece ve sadece asla onun olmayacağını bildiği bir oyuncak için ağlayan olan bir çocuk misali gözlerim...
İsteksiz ama istekli...
Hevesi boğazında düğümlenen ama aslında düğümün çözümü de kendisi...
Yasemen
4 Kasım 2019 Pazartesi
Düşünceler Denizi : Hitit Duası
Eski bir Hitit duası
Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık ze...vkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzelbir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Hergün bana kaplumbağa ve tavşan masalını anlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...
Tanrım bana, değiştirebileceğim şeylerideğiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Eski bir Hitit Duası. (MÖ 2000)
Yasemen
Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık ze...vkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzelbir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Hergün bana kaplumbağa ve tavşan masalını anlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...
Tanrım bana, değiştirebileceğim şeylerideğiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Eski bir Hitit Duası. (MÖ 2000)
Yasemen
17 Eylül 2019 Salı
Düşünceler Denizi : Bugün
Gözlerim yorgun bugün
Kirpiklerimin arasında
Sıkılgan bir tuz oluşmakta
İçten dışa
Mutlulukta acıya...
Ellerim yorgun bugün
Parmaklarımın arasında
İsteksiz bir sigara yanmakta
Umuttan umutsuzluğa
Başlangıçtan sona...
Kalbim yorgun bugün
İnce bir zar arasında
Zorla, İnatla atmaya çalışmakta
Aşktan nefrete
Gerçekten yalana
Yaşamla ölüm arasında...
06.10.2010
Y.
Düşünceler Denizi : Sensiz Seninle....
Söylesem sözlerimi kulağına
Gözyaşlarım izin vermez duymana
Yoruldum yeter diyemem ki sana
Önümde kocaman bir ışık denizi uzanmakta
Ve ben yine yalnız yatağımda
İsyan bile demiyorum hayata
“nerdesin, neden gittin, gel yanıma”
Diyemiyorum sana
Korkularımı serbest bıraktım bu gece
Sana dair ne varsa içimde
Akıtmaya karar verdim içimi dökmeye
Satırlar yetersizlikte
Kelimeler isyanın eşiğinde
Tutmalı mıyım içimde
Bırakmalı mıyım ellerine
Yok yok! Kalmalı bence hepsi yerli yerinde
Sevgileri tüketiyorum yavaş sessizce
“merhaba” demek için uyansamda güneşe
Her şeyin aynı umutsuzluğu var kalbimde
Yeni doğan her günde
Senin olmadığın ve asla olmayacağın gerçeği benimle
Senden daha ulaşılır geliyor yıldızlar bile
Parlayamayan tek ışıksın gözlerimde
Yarım kalan sözlerimsin sahte gülüşlerimde
Arayışlarımsın hayal edilen mutluluk mevkiinde
Sensiz ama beklemekten yorulmuyorum seni seninle
24.03.2010
01.54
Y.
Gözyaşlarım izin vermez duymana
Yoruldum yeter diyemem ki sana
Önümde kocaman bir ışık denizi uzanmakta
Ve ben yine yalnız yatağımda
İsyan bile demiyorum hayata
“nerdesin, neden gittin, gel yanıma”
Diyemiyorum sana
Korkularımı serbest bıraktım bu gece
Sana dair ne varsa içimde
Akıtmaya karar verdim içimi dökmeye
Satırlar yetersizlikte
Kelimeler isyanın eşiğinde
Tutmalı mıyım içimde
Bırakmalı mıyım ellerine
Yok yok! Kalmalı bence hepsi yerli yerinde
Sevgileri tüketiyorum yavaş sessizce
“merhaba” demek için uyansamda güneşe
Her şeyin aynı umutsuzluğu var kalbimde
Yeni doğan her günde
Senin olmadığın ve asla olmayacağın gerçeği benimle
Senden daha ulaşılır geliyor yıldızlar bile
Parlayamayan tek ışıksın gözlerimde
Yarım kalan sözlerimsin sahte gülüşlerimde
Arayışlarımsın hayal edilen mutluluk mevkiinde
Sensiz ama beklemekten yorulmuyorum seni seninle
24.03.2010
01.54
Y.
13 Eylül 2019 Cuma
Düşünceler Denizi : Bilirim
Bir nota gibi yazılmayı beklemek
Bilirim değil sana göre
Her bir nokta vuruşunu dinleyemez kulakların
Tırmalar içindeki duyguları
Anlamak istemezsin o tınılardaki ahengi
Zaten sesleri hiç sevmezsin sen...
Bir resim gibi çizilmeyi beklemek
Bilirim değil sana göre
Ressamın fırçasının darbelerini bekleyemez gözlerin
Görmez gökkuşağındaki kristali
Sabrın yetmez saatlarce hareketsizliğe
Zaten renkleri hiç sevmezsin sen...
Bir güneş gibi ışımayı beklemek
Bilirim değil sana göre
Her gün gündoğumunu izlerken düşlediğin şeyler
İmkansızlığına inandığın hayallerin
Senin hayatını kapladı simsiyah izler...
Zaten aydınlığı hiç sevmezsin sen...
Bir bebek gibi gülmeyi beklemek
Bilirim değil sana göre
Verilen ufak şeylerdeki büyüyü göremez kalbin
Ufacık sevgilere tahamülsüz bencilliğin
Zaten çocukları hiç sevmezsin sen...
Zaten insanları hiç sevmezsin sen...
Y.
Bilirim değil sana göre
Her bir nokta vuruşunu dinleyemez kulakların
Tırmalar içindeki duyguları
Anlamak istemezsin o tınılardaki ahengi
Zaten sesleri hiç sevmezsin sen...
Bir resim gibi çizilmeyi beklemek
Bilirim değil sana göre
Ressamın fırçasının darbelerini bekleyemez gözlerin
Görmez gökkuşağındaki kristali
Sabrın yetmez saatlarce hareketsizliğe
Zaten renkleri hiç sevmezsin sen...
Bir güneş gibi ışımayı beklemek
Bilirim değil sana göre
Her gün gündoğumunu izlerken düşlediğin şeyler
İmkansızlığına inandığın hayallerin
Senin hayatını kapladı simsiyah izler...
Zaten aydınlığı hiç sevmezsin sen...
Bir bebek gibi gülmeyi beklemek
Bilirim değil sana göre
Verilen ufak şeylerdeki büyüyü göremez kalbin
Ufacık sevgilere tahamülsüz bencilliğin
Zaten çocukları hiç sevmezsin sen...
Zaten insanları hiç sevmezsin sen...
Y.
10 Eylül 2019 Salı
Düşünceler Denizi : Geceye Dökülenler...
Sevginin ne zaman ve nerede karşına çıkacağını bilmiyorsun. Bende yanlış zamanda karşıma çıktı. Çok geç kalmıştı bana. Yasemen'den geriye kalanlar belki onun için çok fazlaydı belki de eksikti. Yaşanmışlıkların bir insanı ne denli paramparça edebildiğini gördüm onda. Her bir dokuşun beni iyileştirme gücü varken onda açtığı yaraları gördüm. Sihirli bir değneğim olsa ve geçmişi silebilsem keşke. Hayatımda ilk defa bunu diliyorum. Onunla sıfırdan başlasam her şeye... Kalbim acıdan beslenmek yerine onun sevgisiyle büyüse...
Vazgeçmek istiyorum sevmekten. Kalbimi kapatmak istiyorum, ruhsuzluğum geri gelsin istiyorum ama yapamıyorum bu sefer..
Güzel olan her şeyin hem gülümsetip hem göz doldurması ne ilginç. Sevmek ve o sevginin hiç bitmeyeceğini iliklerine kadar hissetmek... Kalbimle beraber aklımı hapseden adam... bu sefer sonsuza kadar orada kalacağını bilmek...
sonsuzluk...
hem çok uzun,
hem çok kısa...
Y.
3 Eylül 2019 Salı
Düşünceler Denizi : benim hala umudum var
Mutluluğun içimden çekildiğini hissediyorum damla damla
Umudu tüketip umutsuzluk denizine akmakta
Ne bir tebessüm gerçek rüyalarda
Ne de bir kahkaha içten ufak dünyamda...
Gözyaşlarım çaresiz, isyanda
Pişmanlıklarım bir bir mahkeme sırasında
Zincire vurulan yüreğim beklemekte ayakta
Son zerre umut artık son yolda...
Güneş doğacak birazdan; gün ağarmakta
En karanlık anı yaşıyorum şu anda
Ama saniyeler sonra
Yeni bir umut filizlenecek tam burada
Ne pişmanlık ne de hüzün olmayacak hayaller girdabında...
10.10.2010
Y.
31 Ağustos 2019 Cumartesi
Düşünceler Denizi : 23 sene...
Seneler çok hızlı geçiyor. Sen daha ne olduğunu anlamadan bir bakmışsın kocaman adam-kadın olmuşsun. Geçmişe dair sadece anılar kalmış aklının köşelerinde, hatırlanmakta zorlanan; sararmış fotoğraflar sakladığın gizli kutunda, sanki hiç gitmemişler gibi.
Anılarınla fotoğraf kareleri birbirini tamamlamayı bıraktığını fark ettiğin an canın daha bir yanıyor. Anlıyorsun ki anıların yavaş yavaş siliniyor, zamanın acımasızlığında...
Tutunduğun, aklında kalan anılardan önce sesi kayboluyor. "Nasıldı sesi?" diyorsun kendine. Tok muydu, ince miydi, kaba mıydı, zarif miydi, kelimeleri nasıl söylerdi, aksanı var mıydı, ...?
Onunla özleşmiş bir deyim ya da bir kelime var mıydı?
Önce sesi gider anılardan...
Ardından anılar yavaş yavaş silinir. Her şeyi ilk günlerde ki gibi anımsayamazsın. Yaşanan bir an ya da bir olay olduğunda aklına gelmeye başlar "annemle de bunu yaşamıştık" der anlatmaya başlarsın. Fotoğraflara baktığında o günü anarsın, çekilmeden önce ve sonrasında olanları anlatırsın.
Sonra anılar yavaş yavaş silinir...
Kırık dökük birkaç parça anı kalmıştır aklında.. Onlara sarılırsın tüm gücünle onlar da gitmesin diye. Nafile bir çabadır ama denersin yılmadan.
Geriye sadece özlem kalır sızısı hiç geçmeyen uzuv yarası gibi... Eksiksindir ama yola devam edersin..
Özlemi hiç bitmeyen 23 sene...
Sızısı hiç dinmeyen 23 sene...
Sensiz geçen 23 sene...
Y.
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Düşünceler Denizi : Hayal Sahnesi
yorgunluk mu bu
yoksa isyan mı sessiz çığlıklarda
söylesene ey dost
ne bu bağrış çağrışların
nedir bizi bizden koparıp başka ruhlara yollayan güç...
nerde yaşıyoruz dost
bu hangi oyunun hayal sahnesi...
Yasemen
13 Mayıs 2019 Pazartesi
Düşünceler Denizi : Nadas
Ruhuna dokunmayan hiçbir erkek bedenine dokunamayacak artık. Yaralarını sarmaktan bahsetmiyorum, sözünü ettiğim şey o değil.
Geçenlerde kulağıma fısıldanan bir sözdü bu: "Ruhunu da bedenini de nadasa bırak."
Bedenini nadasa bırakırken ruhunu da denize bırak bu sabah. Temizlenip gelsin geri...
Yepyeni umutlar,
Tertemiz başlangıçlar,
Capcanlı duygular
Pürüzlerden uzak bir ten,
Dur durak bilmeyen heyecanlar,
Sönmeyen bir ateşle yanan arzular,
VE
Yakamozun verdiği sonsuz huzur...
Yeni bir kadın doğacak. Güzel, alımlı, çekici, arzulanan ama bir o kadar da saf, eğlenceli ve huzur veren... Toprağın kendini yenilemesi gibi yenileyecek kadın kendini.
İşte o gün isteyeceksin, benim olsun diyeceksin, tapacaksın aynı şekilde sana tapan kadına...
Yasemen
Geçenlerde kulağıma fısıldanan bir sözdü bu: "Ruhunu da bedenini de nadasa bırak."
Bedenini nadasa bırakırken ruhunu da denize bırak bu sabah. Temizlenip gelsin geri...
Yepyeni umutlar,
Tertemiz başlangıçlar,
Capcanlı duygular
Pürüzlerden uzak bir ten,
Dur durak bilmeyen heyecanlar,
Sönmeyen bir ateşle yanan arzular,
VE
Yakamozun verdiği sonsuz huzur...
Yeni bir kadın doğacak. Güzel, alımlı, çekici, arzulanan ama bir o kadar da saf, eğlenceli ve huzur veren... Toprağın kendini yenilemesi gibi yenileyecek kadın kendini.
İşte o gün isteyeceksin, benim olsun diyeceksin, tapacaksın aynı şekilde sana tapan kadına...
Yasemen
28 Nisan 2019 Pazar
Düşünceler Denizi : Kadın!
Her güçlü kadın acıdan beslenir. Kalbini acıya açmayı öğrendiğinde pusulası doğru yönü göstermeye başlar. Acıyı ne kadar redderse o kadar yanlış yapar.
Derler ya hani kalbi nasır tutmuş insan diye. Her güçlü kadının kalbi nasır tutmuştur aslıda. Nasıl nasırlı parmak acıyı zor hisseder, nasırlı bölgeyi acıtmak için daha fazla baskı uygulamak gerekirse, kadının nasırlaşan kalbini de acıtmak zordur. Kabuğun arkasındaki et parçasına ulaşmak öyle kolay değildir.
Peki kadınlar neden her defasında daha çok incinir,daha çok kırılır ve daha büyük acı yaşar bilir misiniz?
Gitar çalmaya yeni başlayan birini düşünün. Sevdiği bir şeyi yapmaya çalışan, ona zaman ayıran, bedel olaraksa bastığı her telin canını acıtmasına ses etmeyen birini düşünün. Her geçen gün parmak uçları daha fazla nasırlaşır. Başta hissettiği dayanılmaz acıyı daha az hissetmeye başlar. Keyif aldığı bir şeyi öğrenirken ödediği bedel acıdır.
Ne büyük ironi!
Sonra bir süre sonra gitar çalması azalır. Zamanını eskisi kadar vermez, veremez gitara. Nasırlar zamanla iyileşmeye başlar ama karşılığında o tınıları duyduğundaki aldığı haz azalmaya başlar. bir zaman sonra gitarı eline her aldığında iyileşen nasırlar ilk gün ki gibi ağrımasa da sızlar.
Kadın kalbi de böyledir işte. Sever, çok sever kadın. Yaşadığı acıları anlık yaşadığı hazların mutluluğuna katlanabileceği kadar sever. Mutlu olduğu her an içinde ödeyeceği bedel nasırlardır. Bunu bile bile sever. Bu sefer nasırlarımdan öpen bir adam var iyileşiyorum diyerek sever.
Bir süre iyi gelir adam kadına. İyileşir gerçekten de kadındaki nasırlar. Geçmez tamamen ama iyileşir. Sonra günlerden bir gün adam gider. Aynı gitar çalmaya yeniden başlayan nasırlı parmaklar gibi kalp de acır. Yeniden nasırlaşır. Kısır döngüdür aslında bu. Acıyacağını bile bile yeniden sever her defasında.
Kendine döner her kadın eninde sonunda. Pusulanın doğru yönü kendidir aslında. Doğru yönü bulana kadar yanlış yollara girmeye devam eder. Kalbi nasırlaşır, canı daha az yanar. Bedeli ise ...
Güçlüdür her kadın. Nasır ne kadar kalınsa o kadar güçlü ama bir o kadar da yalnızdır kadın...
Yasemen
25 Ocak 2019 Cuma
Düşünceler Denizi : İyi geceler...
Yalnız hissediyorum bu aralar çok. Etrafım kalabalım da değil eskisi gibi. Kalabalık içinde yalnızlık değil yani bu seferki. Böyle durduk yere gözlerim doluyor. Ağız dolusu anlatacak şeyim var ama kelimeleri kaybetmiş gibiyim.
Yanımda birini istiyorum ama arayacak kimseyi bulamıyorum. Olmadığından değil, olamadığından...
Yalnız uyumak çok zor geliyor. Dizine yatacak birini arıyorum ama kimse o huzuru vermiyor. Saçlarımı okşayıp beni uyutsun istiyorum ama kimse uyutamıyor. Dün o kadar çok istedim ki babamın yanına gideyim sadece sarılayım ama olmuyor. Sevdiklerimizle aramızdaki engelleri bazen biz koyuyoruz, bazen zaman, bazense yaşam...
Ne istediğimi, kim olduğumu sorguluyorum...
Doğru ne?
Yanlış ne?
Hayatın neresindeyim?
Hayatımın neresindeyim?
Bir yığın soruyla yalnızlığın uykusuna dalıyorum...
İyi geceler...
Yasemen
Yanımda birini istiyorum ama arayacak kimseyi bulamıyorum. Olmadığından değil, olamadığından...
Yalnız uyumak çok zor geliyor. Dizine yatacak birini arıyorum ama kimse o huzuru vermiyor. Saçlarımı okşayıp beni uyutsun istiyorum ama kimse uyutamıyor. Dün o kadar çok istedim ki babamın yanına gideyim sadece sarılayım ama olmuyor. Sevdiklerimizle aramızdaki engelleri bazen biz koyuyoruz, bazen zaman, bazense yaşam...
Ne istediğimi, kim olduğumu sorguluyorum...
Doğru ne?
Yanlış ne?
Hayatın neresindeyim?
Hayatımın neresindeyim?
Bir yığın soruyla yalnızlığın uykusuna dalıyorum...
İyi geceler...
Yasemen
3 Ocak 2019 Perşembe
Düşünceler Denizi : Camdan Kalp
Güven ne kırılgan bir şey.
Günlerce, aylarca ilmek ilmek sevgiyle dokuduğun tek bir kıymık takılmasıyla sökülüveriyor.
Can yakıyor, beyninin içine giren kuşku kırıntıları seni esir ediyor.
ASLA dediğin ACABA oluyor.
Renkler soluyor geriye sadece siyah ve beyaz kalıyor.
Her aklına geldiğinde gözlerin doluyor ama akmıyor.
Vazgeçemiyorsun çünkü seviyorsun;
ama her saniye de senden bir sen alıp götürüyor.
Tek bir mesaj hayatını değiştiriyor ve sen engel olamıyorsun.
Yasemen
Düşünceler Denizi : En Büyük Erdem
En büyük erdem nedir?
Affetmek bana göre. Benim sahip olmadığım bir erdem ya da şöyle demeliyim tam anlamıyla sahip olmadığım bir şey erdem.
Yüklerinin çok ağır geldiği,
Travmalarının yoğun olduğu,
Hayatımı elimden alan şeyleri affedememek...
Ne yapacağını bilmek, doğru olanı bilmek ama uygulayamamak bendeki; kalbimdeki zehri akıtamayıp tüm vücuduma vermek ve en sonunda beyni zehirleyip yolunu bulamayacak hale gelmekse korkum...
Yasemen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)