Ruhuna dokunmayan hiçbir erkek bedenine dokunamayacak artık. Yaralarını sarmaktan bahsetmiyorum, sözünü ettiğim şey o değil.
Geçenlerde kulağıma fısıldanan bir sözdü bu: "Ruhunu da bedenini de nadasa bırak."
Bedenini nadasa bırakırken ruhunu da denize bırak bu sabah. Temizlenip gelsin geri...
Yepyeni umutlar,
Tertemiz başlangıçlar,
Capcanlı duygular
Pürüzlerden uzak bir ten,
Dur durak bilmeyen heyecanlar,
Sönmeyen bir ateşle yanan arzular,
VE
Yakamozun verdiği sonsuz huzur...
Yeni bir kadın doğacak. Güzel, alımlı, çekici, arzulanan ama bir o kadar da saf, eğlenceli ve huzur veren... Toprağın kendini yenilemesi gibi yenileyecek kadın kendini.
İşte o gün isteyeceksin, benim olsun diyeceksin, tapacaksın aynı şekilde sana tapan kadına...
Yasemen
"Ruhunu da, bedenini de nadasa bırak" İlk defa duydum ve gerçekten çok anlamlı ve değerli bir söz. Sürekli üretmekten yorulmuş toprak gibi, sürekli veren ruh ve beden de yoruluyor demek ki.. Etrafındakiler hep senden istiyor. Çok bencil ve egoistler. Sadece kendilerini düşünürler. Sen gerçekten ne istiyorsun onu düşünmezler bile. İnsanı asıl yoran da sanırım hep vermekten kaynaklanıyor.. Kendini yenilemek ve tamamlamak için nasasa bırakmak harika bir fikir. Bir cümle okumuştum daha önceleri: "Don't say YES, when you want to say NO". Evet, hayır dememiz gereken yerde evet dememeliyiz. Yada artık HAYIR demesini bilmeliyiz.. İşte o zaman değerimiz daha iyi anlaşılır.
YanıtlaSilbazı insanlar hayır demesini bilmezler arkadaşım. "Hayır" kelimesi ağızdan çıkan zor sözlerdendir o insanlar için. Henüz tam anlamıyla hayır demeyi öğrenemesem de yol alıyorum diyebilirim. Aynı dileklerim senin için de geçerli. Hayır demekten korkmadığn bir hayat yaşaman dileğiyle...
SilGünaydın, çok teşekür ederim güzel dilekleriniz için...
YanıtlaSil