24 Nisan 2026 Cuma

Düşünceler Denizi : Yalnız Bir Opera

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını,

Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını

Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık Yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen,körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Gittin,
Şimdi bir mevsim değil,
koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık,
ne de ben kapıyı açabilirim sana.

Yalnız bir opera - Murathan Mungan

----Dün gece bir videoya denk geldim. Ayrılık hakkında diyordu ki:

        Eğer biri sizden ayrılıyorsa bu şu demek, artık seni sevmiyorum ama bir başka anlam daha vardır ki o da çok ağırdır: "artık sen bir başkasının olabilirsin, bir başkasıyla olabilirsin. Ben bununla artık hiç 
ilgilenmiyorum" mesajıdır. Bu oldukça ağırdır ama bunu hiç görmezden geliriz. ----

Belki sevmediğin için ayrılık yaşamadık evet ama bu ikinci anlamı değiştirmiyor. Beni kendinden azat ediyorsun. Uzun uzun konuştuk. 
    -'Sana zarar vermek istemiyorum devam edersek gözüm dönecek tahammülüm bitecek.' dedin.
Sen değil ben veriyorum kendime o zararı. Gidene asla dur demem ama evim dediğim kişiden vazgeçmek ağır ve zor geliyor.
        Ben şu an yavaş yavaş senden vazgeçiyorum. Ordan nasıl görünüyorum acaba gözünde vazgeçmeyen, zorlayan ve kendini salan bir kadın var.
Haklıydın aslında, zarar veriyor bana senle görüşmek. Hayallerimdeki sen böyle değilsin. Ona karşı olan hislerim, duygularım çok saf. Ben o adamı çok sevdim. Kendimden bile sakınarak sevdim. Kırmaya incitmeye korktum. Saçlarını okşarken huzuru buldum. Ben onunla çok güzel uyudum. Onu çok özlüyorum. Hayat arkadaşımı çok özlüyorum. 
Vazgeçmeye hazır değilim henüz. O kadar güçlü değilim. O yüzden kabul ettim bu arafı içimde. 
        Ben seni öyle çok sevdim ki aklım kalbime yenik düştü. Gururumu hiçe saydım. Kokunu her içime çektiğimde vedalaşıyorum seninle. Aklıma kazıyorum bizi.
En çok da sabahları erken kalktığındaki deli enerjini ve beni uyandırmaya çalıştığında huysuzluğumu enerjinle bertaraf etmeni özleyeceğim sanırım. Bir de benimle olduk olmadık zaman da uğraşmanı(her ne kadar kızsam da bunu yaptığında) ...
Hiç ağlamadığım kadar ağlıyorum sana bu satırları yazarken. Düşünmeden içimi boşaltıyorum sana. Söyleyemediklerimi söylüyorum. Kızgınlıklarımı anlatıyorum.
Sevgimi anlatıyorum.
    Gelecek hayallerim yorgun. Her birinde sen vardın. Şimdi yeniden, tek tek sil baştan yazıyorum hepsini..
En üzüldüğüm sanırım dört ayaklı çocuklarımızla varolan kocaman ailemizin artık varolmadığı gerçeğini kabullenmek.
Artık her şeyi geri bırakma zamanı geldi. Yavaş yavaş bırakıyorum.
Kızma bana olur mu? Nasıl başa çıkacağımı bulamadım. Sensizlikle nasıl başa çıkacağımı bulamadım.
sensizliği nasıl dolduracağımı...
                                                                Yasemen

23 Nisan 2026 Perşembe

Düşünceler Denizi : Mesele sevgi değil, kapasite...

     İlişkiler üzerine uzun uzun düşündüğüm bir zamandayım, baktığımız zaman yaşadığım ayrılık bunu daha çok tetikledi aslında. Neden ben sorusunun saçma geldiği bir bilinç düzeyinde olduğumu düşünüyorum fakat bir duyguyu henüz aşamadım tam olarak:
    ---"Eğer gerçekten isteseydi vazgeçmezdi..."
Tek taraflı bakmamak için enine boyuna düşünüyorum, bazen kendimi onun yerine koyuyorum, bazen kendime dışarda bakıyorum, bize bakıyorum gibi gibi birçok noktadan izliyorum ilişkimizi ama hala içinden çıkamadığım durumlar var.
    Bir yerde okuduğum bir yazıda şöyle diyordu bu cümle için:
        
        "Hayat, bazen bu kadar düz işlemiyor.
        Çünkü insan bazen sever...
        Ama kalamaz.
        Bazen ister...
        Ama taşıyamaz.
        Bazen kalbi kalmak ister, ama zihni korkar.
        Bazen yakınlık iyi gelir ama derinleşince eski yaralar uyanır.

        Bir insan her zaman istemediği için gitmez
        Bazen kaygısı yükseldiği için gider
        Bazen geçmişi tetiklendiği için uzaklaşır.
        Bazen güçlü görünür ama iç dünyası dağınıktır.
        Bazen sizinle ilgili değildir, kendi kapasitesiyle ilgilidir.

        Hayatın içinde şunu görüyorum:
        En kuvvetli istekler bile bazendüzenli bir sinir sistemi olmadan sürdürülemiyor.
        Sevgi var ama regülasyon yok.
        Arzu var ama istikrar yok.
        Bağ var ama taşıyacak psikolojik zemin yeterince güçlü değil.

        İlişkiler sadece istemek üzerine kurulmaz.
        Olgunluk, farkındalık, sorumluluk ve içsel güven ister.

        Birinin kalmaması çoğu zaman sizin değersizliğiniz değildir.
        Ama insan ayrılığın içinde ilk bunu hisseder.
        'Demek ki yeterince sevilmedim.'
        Oysa bazen mesela sevgi değil, kapasitedir.

        Ve en zor kabul edilen gerçek şu:
        Sevgi tek başına yetmez.
        Kalabilmek, psikolojik dayanıklılık ister."

Sevginin tek başına yetmediğini artık hepimiz biliyoruz sanırım ama hep bir yetirtme çabası vardır hepimizde. Benim aklımda hep şu vardır, 'ilk büyük sorunda kaçmayı seçti kalıp savaşmayı ve yoluna çiçekler ekerek devam etmeyi değil. Birbirimizi bu kadar severken bu olayı milat görüp daha emin adımlarla ilerlemeyi değil de vazgeçmeyi seçti diyordum hep ve bunu anlamıyordum. 
Neden?
Bu kadar severken neden?
Okuduğum bu yazı bana biraz ışık oldu kabul ediyorum.
KALABİLMEK, PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK İSTER...
Üstüne düşünülecek derin bir cümle.
İlişkisi yeni bitmiş ve düşüncelerin içinde boğulan biri olarak hala değersizlik hissini üzerimden atabilmiş değilim. Alma verme dengesini mi tutturamadım acaba diyorum. Bir yerde bir hata yapmış olmalıyım diye bakıyorum ama diğer yanım da diyor ki kendine yüklenmeyi bırak. Bu onunla ilgili bir durum seninle değil. Bu değersizlik hissinin benden çıkmasını ve denizle yıkanıp uzaklaşmasını diliyorum. 
                                                                        Yasemen

14 Nisan 2026 Salı

Düşünceler Denizi : Günlük 14 Nisan 2026

 Hayatın garip oyunlarına hepimiz aşinayız artık. Planlar kursak da onun hazırladığı oyunu oynadığımızı da biliyoruz. Her şey bir şekilde atlatılıyor ama işin içine kalp girdiği zaman insan ayrı bir isyan ediyor sanki. bazen bağıra çağıra bazense sessizliğin koynunda isyan ediyor ama ediyor. 
    "Neden ben?"
Bu soruyu kendine hayatında en az 1 kere sormayan yoktur. Ben varım diyen varsa da yalan söyler. Kimi zaman iş, kimi zaman aşk, kimi zaman aile olur bu sorunlar ya da daha başka bir şey ama bu soru mutlaka sorulmuştur.
    Ben bu kez bir ayrılığın ardından soruyorum kendime. 
    -Neden ben?
Artık kendimi ya da karşımdakini suçlayacak yaşları geçtiğimi düşünüyorum. Bir suçlu aramıyorum. Aynı noktada dursak bile farklı yönlere bakan iki insanız sadece. Sevginin gücünün yetmediği bir noktadayım sanırım. Çok seviyorum ama kendimi de çok seviyorum. Sevdiğim adamdan ilgi görmeyi de çok seviyorum, ilgiye boğulmayı seviyorum, şımartılmayı seviyorum, birlikte uyuyup birlikte uyanmayı çok seviyorum, beni özlemesini çok seviyorum, değerli hissettirilmeyi seviyorum, ... Tüm bunları içimde isteyen kadını görmezden geldiğimde ise mutsuz oluyorum. 
    Kalbim çok kırgın, çok mutsuz.
Bir daha bu eve gelecek mi bilmiyorum, bir daha sımsıkı sarılacak mıyız bilmiyorum.
Ama bir şeyi biliyorum. Anlaşamamış olsak da, bir ortak yol yürüyememiş olsak da beni çok seven bir adamla birlikte olduğumu biliyorum, bana sadık olan ve bana saygı duyan bir adamla birlikteydim.
    Kızım yanımda melek gibi uyuyor. Diğer iki can parçamda salonda uykuya daldılar. Bense yatağımda oturmuş bu satırları yazıyorum gözlerimden birkaç damla yaş akarken.
                                                                Yasemen