Hayatın garip oyunlarına hepimiz aşinayız artık. Planlar kursak da onun hazırladığı oyunu oynadığımızı da biliyoruz. Her şey bir şekilde atlatılıyor ama işin içine kalp girdiği zaman insan ayrı bir isyan ediyor sanki. bazen bağıra çağıra bazense sessizliğin koynunda isyan ediyor ama ediyor.
"Neden ben?"
Bu soruyu kendine hayatında en az 1 kere sormayan yoktur. Ben varım diyen varsa da yalan söyler. Kimi zaman iş, kimi zaman aşk, kimi zaman aile olur bu sorunlar ya da daha başka bir şey ama bu soru mutlaka sorulmuştur.
Ben bu kez bir ayrılığın ardından soruyorum kendime.
-Neden ben?
Artık kendimi ya da karşımdakini suçlayacak yaşları geçtiğimi düşünüyorum. Bir suçlu aramıyorum. Aynı noktada dursak bile farklı yönlere bakan iki insanız sadece. Sevginin gücünün yetmediği bir noktadayım sanırım. Çok seviyorum ama kendimi de çok seviyorum. Sevdiğim adamdan ilgi görmeyi de çok seviyorum, ilgiye boğulmayı seviyorum, şımartılmayı seviyorum, birlikte uyuyup birlikte uyanmayı çok seviyorum, beni özlemesini çok seviyorum, değerli hissettirilmeyi seviyorum, ... Tüm bunları içimde isteyen kadını görmezden geldiğimde ise mutsuz oluyorum.
Kalbim çok kırgın, çok mutsuz.
Bir daha bu eve gelecek mi bilmiyorum, bir daha sımsıkı sarılacak mıyız bilmiyorum.
Ama bir şeyi biliyorum. Anlaşamamış olsak da, bir ortak yol yürüyememiş olsak da beni çok seven bir adamla birlikte olduğumu biliyorum, bana sadık olan ve bana saygı duyan bir adamla birlikteydim.
Kızım yanımda melek gibi uyuyor. Diğer iki can parçamda salonda uykuya daldılar. Bense yatağımda oturmuş bu satırları yazıyorum gözlerimden birkaç damla yaş akarken.
Yasemen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder