29 Nisan 2020 Çarşamba

Düşünceler Denizi : Sessiz Aşk



          AŞK nedir?
gelmiş geçmiş cevabı en değişken soru.
   Peki soruyu şöyle değiştirsek:
          AŞK nasıldır?
Bunun cevabı ne olurdu size göre..?
      Acıyı sevmek gibidir bence aşk. Dilin yanar ama yemekten vazgeçmezsin. Seversin o yanma hissini hatta Zevk alırsın.
Aşkta böyle bence. Böyle hissettiriyor.
Kimi yanma gürültülüdür, bunu hareketlerine vurur. 5 metre öteden ağzının yandığını hissedersin. Gözlerin gördüğü gürültüdedir ;eller kollar sallanır, su içilir, üstüne bir şeyler yenilir. Uzaktan izlersin. Hem yanıyordur hem de gülüyordur.
Kimi de vardır ki yanar ama sessizdir. Gözleri dolar, bazen bir iki damla yaş iner aşağıya. Yanındaki bazen farkeder bazen etmez. Sessizdir, yanıyordur ama aynı gülümseme vardır.

Aşk da böyle hissettiyor bana . Bazen gümbür gümbür geliyor gürültülüsünden. Bazen de sen gibi sessiz geliyor.
Huzurla, sakin, güçlü ama sessiz... En tatlı aşk hissi bu... En güzel halinle geldin.
       Ey Aşk...
     hoşgeldin,
   iyi ki gldin...
sessiz kalbime ses oldun...
                                                                          Yasemen

23 Nisan 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : Aidiyet..!



Hiç kendini ait hissetmediğin oldu  mu?
           Hiçbir yere,
           Hiç kimseye
           Hiç bir şeye...

       Kendimi kaybolmuş hissediyorum. Kalbim yorgun, beynim yorgun; fırtınalı bir denizle savaştan  çıktım ama yok yanaşıp tahribatımı onaracağım bir limanım. Ne ben bir şeye aidim ne de bir şey bana ait. Evim dediğim, yuvam dediğim ne bir dört duvarım var ne de sıcak bir nefesim. Soluklanmak istiyorum bazen hayatın koşturmasında. Dalgaların sesini dinlerken aşina bir koku istiyorum burnumda.

Ben hiç ait olmadım birine. Çok sevdim ama hiç ait olmadım. Belki de bundan dolayıdır ki hiçbir şey de bana ait olmadı. Hep tektim, hep diktim, hep yalnızdım.

                          En çok da ne zaman yalnızdım biliyor musun?
            Yalnız uyanmadığım sabahlar en çok yalnızdım.
            Koca bir salon dolusu içinde en çok yalnızdım.
            Arkadaşlarımla birlikteyken en çok yalnızdım.

Kimse beni sevmedi diyemem, çok sevdiler.
        ama
Kimse benim onları sevdiğim kadar çok sevmedi beni.
O çok seven taraf hep bendim. Kendinden vazgeçen taraf her defasında bendim.

       Girdiğim "her" hayatta iz bıraktım. İddialı evet ama gerçek. İz bıraktım ama hiç o daimi olmadım. Ben kalamıyorum galiba bir yerde. Girdiğim yere ya eksik kalıyorum ya fazla geliyorum. Eksik kaldığımda ben duramıyorum, fazla geldiğimde istenmiyorum.

   Hayat ne büyük ironi. Dileğin ne kadar basitse gerçekleşmesi o kadar zor oluyor. Dışardan güçlü görünen o kadının yapamayacağı şey yok, isteyip de alamayacağı yok;
             Kalbinden geçen hariç!

ait olmak...
hayal...
gerçek...
                                                                                yasemen

8 Nisan 2020 Çarşamba

Düşünceler Denizi : Uçmayı Öğreniyorum..!

          Yenilmek ne demek söylesene bana?
    ya da vazgeçmek,  kaybetmek ne demek?
Bunlar neye göre, kime göre karar verilen şeyler?

"Norm" adı verilen araştırmalara göre doğru ve yanlışa karar veriyor ve insanları bu normlara göre yargılıyoruz.
       Dünyayı değiştiren kişiler "norm dışı" olarak etiketlenmişlerdir başta.
                deli,
                akıl sağlığı yerinde olmayan,
                kafası başka çalışan insanlar...
         
             'Kısaca insanların kalıba sokamadığı insanlar'
                    Korkulan insanlar...


   Peki bu durumda kaybettiğimi  bana nasıl inandırırsınız?
Ya kazandıysam?
Ya kaybeden sizin standart düşünceleriniz ise?

"Çok önemli bir kariyer fırsatını tepiyorsun."
"Bu şartlarda çalışıp büyük paralar kazanacağın başka bir yer yok."
"Çok iyi yerlere gelebilirsin, kariyer planını elinin tersiyle itiyorsun."

vs vs ... örnekleri çoğaltabiliriz ki sizde defalarca duydunuz bunları haksız mıyım?

Bazı insanlar için seçenekler kısıtlıdır. Sınırları bellidir, onların dışına çıkmazlar, çizgi çizdiğinizde yolunu değiştiren karıncalar gibi. Korkaktır o insanlar. Bu cümleler onlar için geçerlidir belki.
Onlar uçmayı asla öğrenemezler...

Aldığımız her nefes risktir. Bunun farkında olan insanların sözlüklerinde "kaybetmek" yoktur.
Ne mi vardır bunu ifade etmek için?
         "Deneyim"
*düşmekten
*kanamaktan
*başarısız olmaktan korkmaz bu insanlar.

Olduğum yere gelebilmek için çok düştüm. Her bir yaramın izi var dokunduğun yerlerde, öpülğnce geçmeyen sızılarım var hala.. Her bir sızım eskimeyen yaralarımı hatırlatır. Her bir yaramı ise derime işledim ilmek ilmek unutmayayım diye.. Siz dövme diyorsunuz onlara ben HATIRLATMA...

                               Yasemen

Düşünceler Denizi : Hayal Ediyorum...



          Küçük bir ev hayal ediyorum. Bahçesinin bir köşesinde bir salıncak var bir tarafında mor lavantalar var diğer yanında yasemenler. Bir tarafında kendi ektiğim domates salatalık biberim. Giriş kapısı mavi, üzerinde mavinin her tonu boncuklarla bezeli.
       Küçük bir ev istiyorum denize kıyısı olan. Kapısına çıkınca denizi içime çekmeliyim. Gözlerim alabildiğine mavi görmeli. Denizin nerede bittiği, gökyüzünün nerede başladığını fark edemediğin cinsten olmalı hani.
     İki katlı müstakil olsun. İçinde şu kadar odası olsun, bu kadar şık olsun değil;
                        Az eşya, bolca huzur olsun..

     İki kedim var evimin içinde tıkırdayan, iki de çocuk sesi olsun. Bahçede koşup oynayan, üstü başı çamur olup akşam yatağa yatınca sızıp kalan iki canım olsun.
                   Her yeni güne merhaba derken, sesinde huzur bulduğum bir adam olsun yanımda. Yoldaş olsun bu uzuuuun çetrefilli yolda bana. En yakın arkadaşım olsun mesela dertlerimi anlattığım, sırlarımı verdiğim. Sevgilim olsun mesela flörtleşmekten hiç vazgeçmediğim. Komşunun ziline basıp kaçabildiğim suç ortağım olsun. Ütü masasını yol kenarında akan suyun üzerine koyup sörf tahtası yaptığımda bu ne demek yerine yanıma gelip benimle sörf yapan büyümeyen bir çocuk olsun.

             Küçücük bir dünya hayal ediyorum içinde sevgi ve saygının oluğu. O minicik dünyada muhabbet hiç bitmesin, müzik hiç susmasın...

                                                                                   Yasemen