1 Aralık 2017 Cuma

Düşünceler Denizi : Sessizlik sağır edici...



                    Bir sabah kalkarsın ve seni mutlu eden şeyler artık etmiyordur. Düşüncesi bile mutlu eden şey seni artık hissizleştirmiştir ve yeniden kaybetmişlik hissi gelip oturur göğsünün tam ortasına. Gülüşlerinin yavaşça kaybolduğunu hissedersin içinde ve onu tutmak için hiçbir çabanın yeterli olmadığını.

          İçimde bir yerlerde kalan şeye tutunmaya çalışmak nafile gibi geliyor. Yağmurlar gibiyim; ağır geliyorum ve yere düşünüyorum. Gökyüzü kabul etmiyor sanki...


                          Yoruldum koşmaktan, savaşmaktan. Kolay yol yaşamak iken, kaçışın saçma olduğunu anlatmaktan...
     Anlık zevkler yaşamak için fazla geç bir zamandayız. Yaşadığın her anın özel olmasının tadı çok ayrıyken, özel olmaktan  uzak anlara zaman ayırmak için dün çok geçti, bugün çok geç, yarın çok geç olacak.
                           Son damlalar artık içimdeki. Akmasın diye çok uğraştığım, kalsın orada dediğim ama tutamadığım...

Gecede beri göğsüm sıkışıyor. Kendimle kavga ediyorum ve kendime yenik düşüyorum. Kapım sessiz, telefonum sessiz,
                                        Kalbim SESSİZ...

                                                                                           Yasemen

21 Ekim 2017 Cumartesi

Düşünceler Denizi : Yeniden mi..?


  Hiç yapmak istediklerinizle yapmanız gerekenler birbirine zıt düştü mü diye sormayacağım, çünkü her zaman olan şeyler aslında. Biz bir şey isteriz, ama aslında onu yapmamamız gerektiğini de biliriz. Birini sevmek isteriz.
          Şöyle olmalı, boyu böyle olmalı, saçları böyle ama gözleri de güzel olmalı. Sesi öyle güzel olsun ki konuşsun hiç susmasın o tatlı nağmeler derken diğer yandan da huzur isteriz.
  Ve daha nicesini....

Karşımıza çıkar mı öyleleri, çıkar ama hep bir eksik olur ve o eksik bize batar daaa batar.
                  Sonra birden bire birisi çıkar...

Aklından geçen tüm kriterleri alır götür. Korkularınla baş başa kalırsın işte o an. Bir yanda hızını kesemediğin bir kalp, diğer yanda sana dur yavaş ol kızım, beklentilerimiz bu değil, aklını başına al, bak üzüleceksin yapma diyen bir beyin.
   Savaşı hangisi kazanır meçhul.
Bana sorarsanız bir kazanan yok. Kalp dersen ateşle dans ediyorsun, akıl dersen yaşanmamışlıkların verdiği cehennem ateşinde kavruluyorsun. Yani kısacası ikisinde de yanıyorsun arkadaşım..

Peki ne yapacağız? Hangi ateş daha az yakar seni?

                          Yaşanmışlıklar mı tercihin yoksa yaşayamadıklarının hayali mi?
           Hangisinin ateşi daha yakıcı ya da hangisinin izleri daha geçici...
    Ya da daha önemli bir soru.. İzleri geçer mi?

Korkuyorum şu sıralar çok. Mutluluğun benden  çok uzakta olduğunu biliyorum. Bir maskedir suratımda, mutluluk oyununa kaptırmış gidiyorum gibi görünse aslında insanları değil kendimi kandırıyorum. Her şey güzel olacak yalanını en çok kendime söylüyorum.

Bizi mutlu eden insanlardan neden bu kadar korkuyoruz biz? İçten kahkaha attıran ya da tek bir sözüyle ritmini bozan insanlardan neden bu kadar korkuyoruz. Hani hayat aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülüyordu? Ne bu korkaklık ol zaman?

Mutlu olmak bu kadar kolayken neden mutluluk benden uzak?
                     Yorgunum galiba...
                                     savaşmaya
                                     kızmaya
                                     sevişmeye
                                     sevmeye
                                     dokunmaya
             ama en çok:
                                     sevilmeye...

                                                 Seni Seviyorum!!!

Ne güzel bir söz demi.. Değil..
                             Ne zaman biri seni seviyorum dese, bir parça alıp gitti benden, kalbimden, gözlerimden, dilimden...
                             Ne zaman biri seni seviyorum dese, içimdeki küçük kız daha çok ağladı, daha çok kapandı içine. Öyle bir duvar var ki etrafında. Kırılması imkansız derecesinde kalın ama bir o kadar da kolay..

Yine,
Yeniden duygular mı doğuyor bir yerler de..?
            Bilmem...
ama korku aynı korku.. Yine sonu yalnızlığa çıkacak bir yolda çift kişilik oyun bileti...

Mümkün mü mutlu sonsuz olması?

                                                                           Yasemen

12 Eylül 2017 Salı

Düşünceler Denizi : Karalamak istedim işte bir şeyler...



          Eski yazılarıma göz gezdirdim bugün. Yazdıklarımı okurken bazen bunları ben mi yazmışım diye sordum kendime. İnsan içindeyken anlamıyor ne yaşadığını. Göremiyor gelecek olan şeyleri.

     Yazdıklarımı okurken şunu fark ettim. Ben o an anlamlandıramasam da, yazdıklarımın altındaki derinliği fark etmesem de aslında kendimi hazırlamışım olacaklara, yaşanacaklara. İnsan beyni ne garip ne ilginç bir organ. Aslında vücudumuzdaki tüm oranların yaptığı gibi beynimizde bizi korumak için çalışıyor. Bize gönderdiği sinyaller belki bir baş ağrısı, eklem sızısı, mide yanması ya da başka her türlü ağrı gibi belirgin değil ama kendince bize sinyal veriyor ve koruyor. Bundan olsa gerek bunu yaşasam deliririm dediğimiz her acıda daha güçlü ayağa kalkmamız.

             Yaşadığım anıları düşündüm bu gece.
    Çocukluğuma döndüm, ergenlik zamanım, genç kızlığım, üniversite zamanlarımın başları, genç kadınlığım, bugünüm...

Neredeymişim ?
Şimdi neredeyim?

     Beynimin beni ve akıl sağlığımı korumak için nasıl bir mekanizmada çalıştığını hiç düşünmemiştim bugüne kadar. Bana hep 'Sen çok güçlü bir kadınsın' dediler.
     Belki de ben güçlü bir kadın değilimdir, sadece herkes gibi bana verilen bir organı doğu kullanmayı öğrenmişimdir.
                Peki bu durum beni güçlü mü kılar? Yoksa sadece elimde olanı kullanabilme yeteneğim olduğunu mu gösterir?

             Güçlü bir kadın değilim ben. Aksine çok güçsüzüm ve her geçen gün içimde var olan gücün tükendiğini hissediyorum. Ben sadece henüz yıkılmamış, yaşadıkları karşısında ayakta durmaya çalışan bir kadınım ama güçlü değilim.

                         Zaaflarım ve zayıflıklarım hala çok fazla.

Hala görünmez ama çok kalın bir duvar arkasında yaşıyorum korkaklıktan.
Güçlü olmak böyle olmaz, bu başka bir şey..

Güçlü değil ama bence akıllı bir kadınım, bu gece bunu fark ettim kendimde.
Ve eğer güçlü kadın değilsem hala mutlu olma şansım var kanaatimce :)


                                                                                      Yasemen

31 Ağustos 2017 Perşembe

Düşünceler Denizi : 21 sene önce bugün...



          Seneler çok hızlı geçiyor. Tam 21 sene önce bugün hayatımın en büyük dönüm noktalarından birisini yaşadım. Ömrünce sana sarılmasını istediğin, zor anında "korkma ben yanındayım" demesini beklediğin, canın sıkkınken dizine yatayım yeter dediğin, canın dan öte kokusu cennete bedel insanı kaybettim.
     Herkesin yeri doluyor da onun yeri dolmuyor arkadaş. Herkesin yerine başkasını koyuyorsun da onun yerine koyamıyorsun. Düştüğünde senden çok canı acıyan tek insan belki de o bu hayatta. senin mutluluğuna senden daha fazla sevinen de o tabiki.

     Benim hafızam zayıftır, beni tanıyanlar bilir. Hafızam çok iyi değildir ama çocukluğuma dair şeyleri çok iyi hatırlatım. Çocukluk anılarımı, bir daha tekrarı ya da yenilerini yaşama şansım olmayan anılarımı, saklamak ve hatırlamakta üstüme yoktur. Tutunduğum tek dalımın çocukluğumun olmasından olsa gerek.

          Diyeceksiniz ki aradan o kadar zaman geçmiş hala mı? Bu kadarı da abartı. Alışmalısın artık. İtiraf etmeliyim, genel olarak hayatıma baktığımda çok aklıma gelmiyor. Biz insan oğlunun yapısı bu...         Ama ....
          Bazen, bilhassa özel anlarda ya da çok mutsuz olduğumda tek bir kişi olsun istiyorum yanımda. Telefon listemde belki 1000 kişi vardır ama aramak istediğim kişiye ulaşabileceğim bir numara yok bu kadar numara arasında.

Ne zaman mı çok aradım? Evleneceğim zaman. Yanımda olsun, bana yol göztersin, kızım bak bunlar bunlar böyle desin ya da kocamla tartıştığımda bak kızım böyle yapmalısın desin diye çok istedim.

Ne zaman mı aradım? Boşanma kararı alırken. Hatam mı vardı? Acaba toparlanabilir miydi ya da hepsini geçtim sadece sarılıp arkandayım deseydi.

Ne zaman mı arayacağım? Bebeğimi ilk kucağıma aldığım gün çok ama çok arayacağım.

Bilmediğimiz bir dünyada adımlarken her tökezlediğimizde yanımızda olup bize güç veren insan..

                    ANNE
Bugün tam 21 sene oldu. Sensiz ama bir o kaar da "sen"li geçen.
Bu yazıyı okuyan herkesten tek bir şey rica ediyorum. Şu an, tam şu an annenize sarılın gidip kocaman öpün ve varlıpına teşekkür edin. Yanında olmayanlarda arayıp "Seni çok ama çok seviyorum Annem. İyiki varsın" desin.

Zaman sizin planlarınızı dinlemeyecek, dur sonra ararımdaki sonrayı beklemeyecek kadar bencil. Şimdi geç değil.

Beni bir yerlerden izlediğini biliyorum annem. İyiki senin kızınım. İyiki benim annemsin. Yanımdan varlığını hissettirmeyi hiç eksik etme. Güzellikler içinde uyu...
                                  Yasemen

4 Haziran 2017 Pazar

Düşünceler Denizi : Zoru Seçmek Bendeki...

Hayat sürprizlerle dolu gerçekten. Daha ne kadar daha şaşırtabilir dediğin dakika sektirmiyor ve yeni bir şeyler sunuyor sana. Kararlarından vazgeçiyor, yaşanmışlıklarına keşke dedirtiyor, planlarını altüst ediyor ve bunları seni gözünün içine baka baka yapıyor. Sana uzaktan gülümseyerek, "bak yine oyununu bozdum, kumdan kaleni yıktım" diyor.

İnsan en çok yaşamadıklarından pişman olurmuş, öyle derler. Ben yaşadığım bir şeyden pişman oldum. Asla pişman olmam dediğim, hayal kırıklığına uğrama şansım sıfır dediğim bir şeyden... Üzülmedim, kızdım sadece. Kendime kızdım.
Bana sen kin tutamazsın, yapında yok affediyorsun hemen diyorlar. Kin tutamıyorum evet haklılar. Olmuyor yapamıyorum ama bir konuda yanılıyorlar. Ben affetmiyorum. Ben bana yapılan hiçbir şeyi unutmuyorum. Sabır bana bahşedilmiş en büyük özellik belki de. Her konuda değil evet çok sabırsız biriyimdir aslında :)                    Ama bazen,
Bazen, özellikle önümde seçim yapmam gereken yollar varsa, bir karar almam gerekiyorsa veya canım çok yandıysa sabrederim. Anlık düşünmem. Tartarım, eksisini ve artısını koyarım aklımın terazisine. O anlarda öyle bir sabır geliyor ki ben bile şaşırıyorum kendime. Dur Yasemen dur kızım.. Zamanı var her şeyin.

Yanıyorum için için, kendimi yakıyorum evet, ateşi körüklüyorum kabul. Yanmadan atlatamamki ben yaşadıklarımı. Yanmalıyım alev alev, küle dönmeliyim; küle dönmeliyim ki doğabileyim küllerimden tekrar. Ben bir anka kuşuyum her yandığında küllerinden daha güçlü doğan. Her defasında, hayatın bana sunduğu her şey karşısında düşsem de yeniden kalkarım. Eskilere dönmek nedensizdir. Yeni bir sen varsa her şey yeni olmalı ve tabi yanında hayatında hep yeni kalanlar.

Teşekkür ederim içimdeki gücü bulmama yardım eden her şeye..

                                                      Yasemen



5 Mayıs 2017 Cuma

Düşünceler Denizi :





               Sustum, susturdunuz. 
          Cenazemi kaldırdınız henüz yaşarken. O kadar zor muydu bir tebessüm bir buse ya da dürüstçe söylemek her şeyi..

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Düşünceler Denizi : Kendime Not!!!



           Korkak bir kadın oldum. Hissetmekten, sevmekten, bağlanmaktan, güvenmekten korkar oldum. Kalbimde hissettiğim kalp çarpıntıları, canımı alacak gibi hissediyorum.
        bir şiir var ya "bağlanmayacaksın" diyor neredeyse her satırında; bağlanmamalısın Yasemen.

                                          Bağlanmak, sevmek zayıflık.
                                                     Unutma bunu.

          Ne kardeşine, ne dostuna, ne babana ne de bir erkeğe bağlanmayacaksın. Bir acıyı, bir darbeyi kaldıracak kadar güçlü değilsin.
          Hele ki bir yürek çarpıntısı, içinde çiçekler açtıracak duygular yasak sana. Kaçacaksın arkana bakmadan. Ağlamak istemiyorsan, Nefes almaya devam etmek istiyorsan, arkana bakmadan kaçacaksın!

          Yalnızlık senin en iyi bildiğin şey. Döneceksin kendi dünyana. Seni sen yapan her şeyi de kilitleyeceksin içeriye kendinle birlikte. Unutacaksın anahtarının yerini. Açılmamak üzere mühürleyeceksin.

                                   ...Sevmek, hissetmek seni zayıflatıyor...

                                                                                             Yasemen

21 Mart 2017 Salı

Düşünceler Denizi : "Hayat" şahsına münhasır...



     Bir insan için kader nasıl başladıysa öyle gidiyor. Geç de olsa bunu anladım. Zorluklar yaşadıysa eğer bir kişi, bundan sonraki hayatında kolaylık denen bir şey olmuyor. Zaten o insanı kolay olan da kesmiyor o saatten sonra. Mutlulukları, hüznü, hayalleri, umut ve umutsuzlukları şekil değiştiriyor hayatında.
     Düşündükçe görüyorum ki bu insanlar sadece yanlış tercih yaptıklarında mutsuz oluyor. Yanlış arkadaşlık, yanlış ilişki, yanlış iş, yanlış evlilik.. Eğer kendileri gibi yaşanmışlıkları olan birileri girerse hayatlarına arkadaş, sevgili veya eş olarak o zaman gerçekten mutlu oluyorlar. Kaderleri değişmiyor, "hayat" yine onlara zorluklarla geliyor ama bu kez, yanlarında doğru insanlarla birlikte zorluklara göğüs germek daha kolay oluyor.
     Ben yanlış arkadaşlıklar kurdum zamanında. Kolej ve lise yıllarımdan çok dostum arkadaşım yoktur o yüzden. Hayatlarımız, o ana kadar yaşadıklarımız, bakış açılarımız, acılarımız, hatta mutluluklarımız aynı olmayan kişiler geçti hayatımdan. Evet sadece geçti. Kısa süreli olarak ağırladım hepsini, sonra da yolcu ettim hepsini.
     Yanlış ilişkiler kurdum. Bana bir şey katmaktan çok alıp götüren, beni çaresiz hissettiren, gücümü benden bir vampir gibi emen insanlar aldım hayatıma. Kattıkları oldu mu? Tabi ki oldu; şu an ki düşüncelerim gibi mesela...
     En çok canım hayatımı değiştirmek konusunda attığım adımda yandı: Evliliğim. Bile bile lades dedim. Hayata bakışımız o kadar farklıydı ki, yaşadığımız acılar, bizi mutlu eden şeyler, bizi mutsuz eden şeyler, yaşanmışlıklar.. Ve daha birçok şey. Dost olarak yürütüyorduk belki ama evlilik, çok büyük adımdı. ben 20 sene önce büyümek zorunda kalmıştım o ise o yaşlarda çocukluğunun tadını çıkartıyordu. İyi ki de çıkartıyordu, onun için gerçekten çok mutluyum bu konuda. Her çocuk çocukluğunu yaşamalı. Yoksa benim gibi bölük pörçük anlarda içindeki küçük kız çocuğunu tatmin etmeye çalışan bir genç kadın çıkıyor ortaya. Sonrasında yaşanan her olay farklıydı zaten. Bu acı bir şey ama ölümü yaşamış bir insanla, bunu hiç yaşamamış birisinin aynı yöne aynı şekilde bakabilmeleri pek mümkün olmuyor. Tam tersi yaşamış olanlar ise farklı yönlerde bile aynı şeyleri görebiliyor. Biz birbirine değer veren, seven ama aynı yönlere bile baksak aynı şeyleri göremeyen iki insandık. Yollarımız bazen hiç kesişmeseydi diyorum. Hayatımızdan bu acı deneyim hiç geçmeseymiş. Beni en çok yıkan 'umut'larımın kaybolması. Güvenebilme umudum kayboldu, çok yazık. Zamanın bana bunu yeniden kazandıracağını düşünmekten başka çarem yok sanırım.

     Her insan mutlu olmayı hakeder ve olabilir.. Bunu gördüm. Sabırla yaşayacağım günü bekliyorum..

                                                                                Yasemen

14 Ocak 2017 Cumartesi

Düşünceler Denizi : Her Şey Bizim İçin...

Hayat ilginç bir tiyatro sahnesi. Yolumuz uzun, bu yolda kimler yanımızda kimler değil devamlı değişen bir hayat sahnesi.. Sana çok yakın gelen bir bakmışsın saniyeler içinde yabancı oluvermiş. Sana uzak hiç tanımadığın birisi ise bakmışsın hayatının merkezine girmeye ramak kala durmuş, sana tatlı tatlı bakıyor olur.
Hayat mucizelere gebe. En çıkmaz gördüğümüz yollar içinde bir ışık barındırır. Işığım dediğin yolsa aslında karanlıklara çıkar. Işıklara aldanmamak gerek. En büyük ışık aslında kalbimizin tam ortasında onu kaybetmemek gerek. Kendimiz olmayı , bizi biz yapan, Yasemen'i Yasemen yapan, onu sevdiren özelliklerini kaybetmemeli.
Hayat dolu bir kadın vardır eskiden. Gülen, her şeye rağmen, hayata inat dimdik ayakta duran bir Yasemen. Etrafına ışık saçan, bakanının dönüp tekrar baktığı, dikkatler, üstüne toplayan, güzellikle alakası olmayan farklı bir ışığı olan Yasemen'i kaybetmiştim ben; ta ki uyanana kadar.
Bir rüya idi arada kötü olayların yaşandığı ama harika bir deneyim olan. Liseden beri hayalini kurduğun ama bir o kadar da korktuğun şeyi yaşayan. Evlilik güzel şey olsa gerek. Ben yaşayamadım. Karşı taraf inatla yaşadık dese de dönüp baktığımda avuçlarımda hiç bir şeyin kalmadığı adının evlilik olduğu iddia edilen zamanlar, anılar var elimde.  Ağlayamıyorum, gülemiyorum da; geçen zamana acıyamıyorum ama iyi ki geçmiş de diyemiyorum. Keşkelerim çok fazla. Acabalarım çok çok fazla ama geri dönmüyor zaman.
Özlemlerim sevgiye dair, kendime dair, içimdeki küçük çocuğa dair.. Bana dair...