23 Aralık 2020 Çarşamba

Düşünceler Denizi : Sessiz Kimlik

 İçimde taşıdığım kimsenin bilmediği seslerim var. Benimle konuşan, bana yol gösteren, kimi zaman yoldan çıkartan, bazen genç bir kadın bazen küçük bir çocuk bazense bir anne gibi duyduğum sayısız ses var içimde. 

Dinlemekten yorulduğum ama asla konuşmaktan vazgeçmeyen ve beni yönlendirmek isteyen sesler...

Ve her birinin de bir kimliği var. Ete kemiğe bürünmüş insan silüeti hepsi de. Aralarında çok sevdiklerim ama az görüştüklerim var. Arkadaş gibi sevdiğim sık gördüklerim var. Bir de görüşmek zorında kaldıklarım.

Kaç tane mi var??  Bilmem ki... temelde az gibiler ama onlar bile kendi içlerinde dışarda her görüştüğüm insana göre şekil alıyorlar. 

Kendiyle konuşmayı çok küçük yaşta öğreniyor galiba insan.  Belki de ana rahmine ilk düştüğümüz andan itibarendir. Sayısı kimlik içinden birini seçip dünyaya gösteriyor sonra. Benim tek kimliğim yok. Tek bedende çok kimliğim var.

Hangisini göstereceğimi neden, nasıl seçip ortaya çıkartıyorum tam olarak keşfedemesem de aradaki eğlenceli insana denk geldiysen çok şanslısın demektir. En sevdiğim ama en nadir buluştuğum kimliğimdir kendisi.. Dünya onunla rengarenk hale geliyor. Yanında mutsuz olmak imkansızdır. O hep benimle olsun istiyorum ama o sadece bazı insanların yanında ortaya çıkmayı seviyor. En büyük hataları yapma sebebim olması ise bir ironi sanırım.

 Huzur veren, bir anda tüm sırların açıldığı bir kimlik var bir de. Psikolog hanım diyorum ben ona. Kendi yüklerim, sıkıntılarım yetmezmiş gibi başkalarının da yüklerini koyuyor sırtıma.. Seviyorum yine de bu kadını. İlginç şeyler öğreniyorum sayesinde. Asla deneyimlemeye cesaret edemeyeceğim şeyleri bir nevi görmüş oluyorum.

Mesleğiyle birleşmiş kimlikler var bir de, okuldaysa öğretmen; organizasyondaysa organizatör.. Farklı iki kimlik en çok çatışan kimşikler birbirlerine. İki zıt karakter ama iç içe birbirine...

İçimdeki tüm kimlikler benim,  bazısı iyi bazısı kötü. İçimden ermiş de çıkabilir cani de.. İnsan olmanın gerekliliğini kavrayanlardanım belki de aklını kaybedip delirmiş olanlardan..

Pandora gibiyim yani..

Her şeyden azar azar, bir şeyden tam.

                                             Yasemen

17 Aralık 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : O Kadar...

Yanıldım, hem de bu kez çok fena yanıldım. Hissettiğimi aşkla karıştırdım. Varlığının verdiği huzuru aşk sandım. Seni göremedikçe imkansız hale gelmeye başladın bende ve koptu her şey.. Şimdi şimdi daha iyi anlıyorum istediğim şeyi, sende ne bulduğumu, ne istediğimi... Yazık oldu kahkahalarımıza, tene ceza verdik gereksizce...

Özledim... yalan yok çok özledim ama bir gurur var ki kalbi yok sayan. Kuyruk dik, burnu yere düşse almaz.
Özledim... yalan yok hem de çok... sohbet ederken düşünmeden aklımdan geçeni söylemeyi, yanında ortaya çıkan eğlenceli hallerimi özledim...
Özledim... yalan yok. Nefesimi kesmeni, nabzımı değiştirmeni ve bir o kadar da sakinliği...
Bana hissettirdiğin her şeyi özledim.
Ama;
Telefon hiç çalmayacak ve sen hiç aramayacaksın...
Sohbetini özlediğim biri var;
Hem nefesim kadar yakın,
Hem de gururum kadar uzak...

                                              Yasemen 

18 Eylül 2020 Cuma

Düşünceler Denizi : Sınırlar

      İki gün önce gitse hiçbir şey hissetmem dediğim kişinin yokluğu bugün çok koyuyor bana. Hoş o lafları etme sebebim de yokluğu değil mi zaten. Kalbimde bir yerlerde, ama baya derinlerde oturmuş içime.

Kalkmıyor

Gitmiyor

Nefes aldırmıyor

         Varlığı ağır geliyor, yokluğunun düşüncesi bile içimdeki kız çocuğunu ağlatmaya yetiyor. İşin en trajikomik yanı ne biliyor musun dostum? Varlığının ne hissettireceğini bilmediğin bir adamın varlığını özlemek. Yani bir hayaleti özlemek gibi.

    Yanındayken duygusuz kadın olmak zorunda hissediyorum kendimi. Kedi merakıyla tırmandığı o duvarların arkasındaki kadın onu uyardı. Yapma, görürsen gidersin dedi. Adam gitmedi belki ama kadın kendini çıplak hissetti her bir duvar kalktığında. Olduğum kadınla gördüğü kadın bir değil. O kimselere göstermemeye yemin ettiğim bir Yasemen.

                          Biraz yarım, can acısı gözlerinde olan, dudaklarında en fazla tebessüm olan fazlasına gücü olmayan, kendinden sevgi dilenen...

            O duvarları hiç geçmemeliydi,

          biz o sınırı hiç aşmamalıydık...

                                                                                      Yasemen

17 Eylül 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : Sessiz Sinema

 Çok şey anlatır kadın hareketleriyle...

Sözleriyle değil hareketleriyle... Birazcık tanırsan karşındakini eğer öyle şeyler dinlersin ki aslında attığı her adımda, saçını her savurmasında... 

zarif mi yürüyor mesela bir kadın,

yoksa efelenerek mi yürüyor kabadayı misali,

zangır zangır yeri mi titretiyor yoksa attığı her adım,

topuk tıkırtısında işveli mi mesela yürüyüşü,

yoksa hoplaya zıplaya mı yürür çocuk misali,

ya da ürkek, hızlı hızlı mı yürüyor?

Yürüyüşü ele verir kadını aslında. İzle bir kadını, incele, her gün, her saat, her dakika, her saniye... bir kadının yürüyüşü, yürüyüşündeki hali sana çok şey anlatır arkadaşım. Okumasını ve görmesini bilirsen tabi eğer.

Saçları ele verir kadını...

Uzunken kısalışı,

Renginin zıtlıkları,

Saçlarının alnına düşüşü,

Ya da hiç makas değmemiş olması...

Çok şey anlatır kadınların saçları...

Bize çok konuşuyorsunuz diyorsunuz ya hani. Siz ağzımızdan çıkanları duymazken daha nerden bileceksiniz ki sessiz konuşmaları...

Biz konuşmayı bu kadar ön plana çıkartırken anlamıyorsunuz diye, siz nerden anlayacaksınız ki bizim oynadığımız “sessiz sinemayı”...

4 Eylül 2020 Cuma

Düşünceler Denizi : Melodimin Rengi

 

Kalbimin sesini dinliyorum ama duyamıyorum artık. Eskiden avazı çıktığı kadar bağıran kalp arkasını dönmüş, dizlerini çekmiş sıkıca kendine, susuyor.

Ben duyuyor mu emin bile değilim. Ritmini hissedemediğim zaman öldüğümü biliyor mu acaba?

Ruhum soluyor kalbim, rengarenk gökkuşağının renkleri soluyor. Ben siyah ve beyaz olmaktan çok korkuyorum be kalbim. Daha da kötüsü gri sisler içinde kalmaktan çok korkuyorum. 

Seni besleyen, içindeki çiçekleri açan gülüşler yok biliyorum. Belki biraz benimde suçum vardır bunda ama kırıl istemedim be kalbim. Bir kere daha kırılırsan tekrar atabilir misin bilemedim... Kırılacak bir parçan kaldı mı bilemedim.

Sen atmazsan ben ritmini duyamam diye korktum ve korkumla yüzyüzeyim. Notalarımı okuyamıyorum. Hiç susmadan söylediğin melodiyi hatırlamıyorum artık. 

Çok özür dilerim kalbim senden. İyi bakamadım sana. Kaybetmekten korkarken tam da korktuğumu yaşattım sana.

         Renklerin için özür dilerim...

       Notaların için özür dilerim...

                                                               Yasemen

13 Ağustos 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : Yaz Havası Kalbim

 

Kalbimde tam bir yaz havası, sebepsiz bir mutluluk var. Yaz aşkının o telaşlı heyecanı, denizin kokusu eşliğinde gözlerinin derinliğinde kaybolmak istiyorum. Tenine dokunduğumdaki huzur dünyanın en güzel duygusu.

Nefesinde uyanmak istemek çok mu yanlış, çok mu imkansızı istemek? Kalbim bu kadar tatlı atarken her şey mümkün hissediyorum oysa ki... Sanki tüm korkularımızı yenebilirmişiz gibi. Sorunları birlikte daha kolay aşarmışız gibi.

Sanki didişmek bile keyifli olacak hissi, dayanamayıp birbirimize sarılıp kahkaha atacakmışız gibi hissediyorum seninle. İçimden sokaklarda dans etmek, avazımca seni seviyorum diye bağırmak geliyor.

Her an dibimde olman değil hayalim, yanımda olduğunu bilmek. Nasıl anlatsam ki hani çabasızca kavuşmak, yorulmadan, yormadan sevmek...

Bir yaz havası kalbim... Seninle bir ömür sürecekmiş gibi hissettiren...

                                                                   Yasemen

5 Haziran 2020 Cuma

Düşünceler Denizi : AŞK, Şahsına Münasır...

Aşık oldu kadın!
Hiç görmediği bir adama aşık oldu...
Sesine aşık oldu;
Sırrına aşık oldu;
Kedi seven yüreğine aşık oldu;
Gülüşüne aşık oldu;
Elindeki güle aşık oldu;
Güldüğünde kısılan gözlerine aşık oldu...

Kadın onu yok sayan bir adama aşık oldu...

AŞK yıllar sonra karşılıksız geldi hayatına,
Yine de hoşgeldi...
Yaşanmamışlıkları gömmek zordu kadın için.
İhtimaller denizindeki hayallerinden vazgeçmek çok zordu..
Gözyaşları akarken teni yanıyor kadının,
Sanırsın mahşer gelmiş..

Kavuşmanın hayalini kurarken yok olan dünyasına bakıyor kadın..

                                                                        Yasemen

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Düşünceler Denizi : Mahşer


                 İnsan kendiyle ne kadar çatışır? 
Kalp ne kadar daha kafa tutar beyne
ya da beyin ne kadar kuyruğu dik tutar kalbe?

peki ya beden ?
tüm bu çatışma içinde bedeni düşünen var mı?
beynin duygusuzluğu ile kalbin sevgi arayışı arasında solup giden, yorgun düşen, kirlenen söz sahibi olamayan bedeni düşünen var mı hiç?

Konuşabilse ne derdi sizce?
Sizinki ne derdi bilmiyorum ama ben benimkine ses verdim. Dehteşe düşüren şeyler söyledi bana bugün:

"Yoruldum Yasemen. 

Kalp sevgi arayışında, beyin her gelene bir kulp takmakta. Kalp kendini açmaya her karar verdiğinde acıyla doluyorum. Yanlış insanlara açıyor kendini diyemiyorum ama sonunda hep bir acı çekiyorum ama nasıl bir acı biliyor musun? böyle sanki yaşama sevincim elimden alınıyor gibi. Ne yediğimden tat alıyorum, ne gittiğim yeri biliyorum, ne de gülüşlerimi görebiliyorum aynada.

Diyeceksin ki o zaman beynini dinle. 

Beyini her dinlediğimde sonunda bir tiksinti ile doluyorum. Ellerim yüzüme, saçlarıma dokunamıyor. Kendimi her gün derimi kazırcasına keseliyorum bana beynimin hükmettiği gün biri dokunduğunda. Yaşam sevincim çekiliyor içinden, sadece nefes alıp veren birine dönüşüyorum.

Yoruldum Yasemen çok yoruldum. Sevmek sevilmek değil isteğim, dinlenmek istiyorum, beni dinlesinler istiyorum, kalp ve beyin iki karar mekanizması kabul ama ben olmadan olmazlar bunu anlasınlar istiyorum.

Aynaya baktığımda gördüğüm o kadın güzel olsun ışıldasın istiyorum. Yaralı ve soluk benizli birini görmek istemiyorum.

Her gün bir başkası dokunmasın bana. Yeni tenler tanımak istemiyorum. Tek ten tanyayım ama tüm sıcaklığıyla yanarken buz haliyle nefesim kesilsin istiyorum.

Dokunan yaralarımı sarmasın ama yeni yara da açmasın. Ben kendimi iyileştiririm ama yenileri gelmesin. 
Çok yoruldum be Yasemen."

dedi ve nefesi kesildi...
Ağırdı yaraları. İyileşmek isteyen bir beden gördüm ben bugün. İsyan etmeye bile mecali kalmamış sadece dik durmaya çalışan bitik bir beden.

Üzüldüm...
Kalbim ve beynim arasında savaşırken gerçek acıyı yaşayan bedenimi nasıl yok saydığımı şaşırarak farkettim..

Kalbim ağrıyor evet...
Beynim her daim savaşlarda...
Ama bedenim...
Bedenim mahşer yeri...

                                                                     Yasemen

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Düşünceler Denizi : H.İ.Ç


hiçlikte yürüyor gibiyim
yollarım kesik
adımlarım belirsiz
sesim kısılmış gibi sanki
yardım istiyorum,
bağırıyorum avazım çıktığınca
ama kimse duymuyor sanki beni.

yalnızlık tenimi yakıyor artık her gün, her saat, her saniye.
kimsesizlik bir ok gibi tam göğsümde, çıkartmaya çalıştıkça daha çok parçalıyor etimi.
çaresizlik görünmez bir ip sanki, kesiyor bileklerimi kurtulmaya çalıştıkça.

kayboldum koca bir okyanusta.
gündüzleri kavuran sıcakta rahatlatan o serinliği
gece olduğunda korku salan bir katrana dönüşüyor sanki.

düştüğüm zaman dizlerim kanamıyor artık,
düştüğüm zaman bileklerim kırılıyor.
kalkamıyorum...
umutların tükendiği yerdeyim.
her şeyi sorguladığım ama cevapları asla bulamadığım hiçlikteyim.

                                                                             yasemen

29 Nisan 2020 Çarşamba

Düşünceler Denizi : Sessiz Aşk



          AŞK nedir?
gelmiş geçmiş cevabı en değişken soru.
   Peki soruyu şöyle değiştirsek:
          AŞK nasıldır?
Bunun cevabı ne olurdu size göre..?
      Acıyı sevmek gibidir bence aşk. Dilin yanar ama yemekten vazgeçmezsin. Seversin o yanma hissini hatta Zevk alırsın.
Aşkta böyle bence. Böyle hissettiriyor.
Kimi yanma gürültülüdür, bunu hareketlerine vurur. 5 metre öteden ağzının yandığını hissedersin. Gözlerin gördüğü gürültüdedir ;eller kollar sallanır, su içilir, üstüne bir şeyler yenilir. Uzaktan izlersin. Hem yanıyordur hem de gülüyordur.
Kimi de vardır ki yanar ama sessizdir. Gözleri dolar, bazen bir iki damla yaş iner aşağıya. Yanındaki bazen farkeder bazen etmez. Sessizdir, yanıyordur ama aynı gülümseme vardır.

Aşk da böyle hissettiyor bana . Bazen gümbür gümbür geliyor gürültülüsünden. Bazen de sen gibi sessiz geliyor.
Huzurla, sakin, güçlü ama sessiz... En tatlı aşk hissi bu... En güzel halinle geldin.
       Ey Aşk...
     hoşgeldin,
   iyi ki gldin...
sessiz kalbime ses oldun...
                                                                          Yasemen

23 Nisan 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : Aidiyet..!



Hiç kendini ait hissetmediğin oldu  mu?
           Hiçbir yere,
           Hiç kimseye
           Hiç bir şeye...

       Kendimi kaybolmuş hissediyorum. Kalbim yorgun, beynim yorgun; fırtınalı bir denizle savaştan  çıktım ama yok yanaşıp tahribatımı onaracağım bir limanım. Ne ben bir şeye aidim ne de bir şey bana ait. Evim dediğim, yuvam dediğim ne bir dört duvarım var ne de sıcak bir nefesim. Soluklanmak istiyorum bazen hayatın koşturmasında. Dalgaların sesini dinlerken aşina bir koku istiyorum burnumda.

Ben hiç ait olmadım birine. Çok sevdim ama hiç ait olmadım. Belki de bundan dolayıdır ki hiçbir şey de bana ait olmadı. Hep tektim, hep diktim, hep yalnızdım.

                          En çok da ne zaman yalnızdım biliyor musun?
            Yalnız uyanmadığım sabahlar en çok yalnızdım.
            Koca bir salon dolusu içinde en çok yalnızdım.
            Arkadaşlarımla birlikteyken en çok yalnızdım.

Kimse beni sevmedi diyemem, çok sevdiler.
        ama
Kimse benim onları sevdiğim kadar çok sevmedi beni.
O çok seven taraf hep bendim. Kendinden vazgeçen taraf her defasında bendim.

       Girdiğim "her" hayatta iz bıraktım. İddialı evet ama gerçek. İz bıraktım ama hiç o daimi olmadım. Ben kalamıyorum galiba bir yerde. Girdiğim yere ya eksik kalıyorum ya fazla geliyorum. Eksik kaldığımda ben duramıyorum, fazla geldiğimde istenmiyorum.

   Hayat ne büyük ironi. Dileğin ne kadar basitse gerçekleşmesi o kadar zor oluyor. Dışardan güçlü görünen o kadının yapamayacağı şey yok, isteyip de alamayacağı yok;
             Kalbinden geçen hariç!

ait olmak...
hayal...
gerçek...
                                                                                yasemen

8 Nisan 2020 Çarşamba

Düşünceler Denizi : Uçmayı Öğreniyorum..!

          Yenilmek ne demek söylesene bana?
    ya da vazgeçmek,  kaybetmek ne demek?
Bunlar neye göre, kime göre karar verilen şeyler?

"Norm" adı verilen araştırmalara göre doğru ve yanlışa karar veriyor ve insanları bu normlara göre yargılıyoruz.
       Dünyayı değiştiren kişiler "norm dışı" olarak etiketlenmişlerdir başta.
                deli,
                akıl sağlığı yerinde olmayan,
                kafası başka çalışan insanlar...
         
             'Kısaca insanların kalıba sokamadığı insanlar'
                    Korkulan insanlar...


   Peki bu durumda kaybettiğimi  bana nasıl inandırırsınız?
Ya kazandıysam?
Ya kaybeden sizin standart düşünceleriniz ise?

"Çok önemli bir kariyer fırsatını tepiyorsun."
"Bu şartlarda çalışıp büyük paralar kazanacağın başka bir yer yok."
"Çok iyi yerlere gelebilirsin, kariyer planını elinin tersiyle itiyorsun."

vs vs ... örnekleri çoğaltabiliriz ki sizde defalarca duydunuz bunları haksız mıyım?

Bazı insanlar için seçenekler kısıtlıdır. Sınırları bellidir, onların dışına çıkmazlar, çizgi çizdiğinizde yolunu değiştiren karıncalar gibi. Korkaktır o insanlar. Bu cümleler onlar için geçerlidir belki.
Onlar uçmayı asla öğrenemezler...

Aldığımız her nefes risktir. Bunun farkında olan insanların sözlüklerinde "kaybetmek" yoktur.
Ne mi vardır bunu ifade etmek için?
         "Deneyim"
*düşmekten
*kanamaktan
*başarısız olmaktan korkmaz bu insanlar.

Olduğum yere gelebilmek için çok düştüm. Her bir yaramın izi var dokunduğun yerlerde, öpülğnce geçmeyen sızılarım var hala.. Her bir sızım eskimeyen yaralarımı hatırlatır. Her bir yaramı ise derime işledim ilmek ilmek unutmayayım diye.. Siz dövme diyorsunuz onlara ben HATIRLATMA...

                               Yasemen

Düşünceler Denizi : Hayal Ediyorum...



          Küçük bir ev hayal ediyorum. Bahçesinin bir köşesinde bir salıncak var bir tarafında mor lavantalar var diğer yanında yasemenler. Bir tarafında kendi ektiğim domates salatalık biberim. Giriş kapısı mavi, üzerinde mavinin her tonu boncuklarla bezeli.
       Küçük bir ev istiyorum denize kıyısı olan. Kapısına çıkınca denizi içime çekmeliyim. Gözlerim alabildiğine mavi görmeli. Denizin nerede bittiği, gökyüzünün nerede başladığını fark edemediğin cinsten olmalı hani.
     İki katlı müstakil olsun. İçinde şu kadar odası olsun, bu kadar şık olsun değil;
                        Az eşya, bolca huzur olsun..

     İki kedim var evimin içinde tıkırdayan, iki de çocuk sesi olsun. Bahçede koşup oynayan, üstü başı çamur olup akşam yatağa yatınca sızıp kalan iki canım olsun.
                   Her yeni güne merhaba derken, sesinde huzur bulduğum bir adam olsun yanımda. Yoldaş olsun bu uzuuuun çetrefilli yolda bana. En yakın arkadaşım olsun mesela dertlerimi anlattığım, sırlarımı verdiğim. Sevgilim olsun mesela flörtleşmekten hiç vazgeçmediğim. Komşunun ziline basıp kaçabildiğim suç ortağım olsun. Ütü masasını yol kenarında akan suyun üzerine koyup sörf tahtası yaptığımda bu ne demek yerine yanıma gelip benimle sörf yapan büyümeyen bir çocuk olsun.

             Küçücük bir dünya hayal ediyorum içinde sevgi ve saygının oluğu. O minicik dünyada muhabbet hiç bitmesin, müzik hiç susmasın...

                                                                                   Yasemen

12 Mart 2020 Perşembe

Düşünceler Denizi : ‘kaçak’



Kaçak oynuyorum bugünlerde

Eldivenler giyiyorum ellerime

Boyalar sürüyorum gözlerime

Mühür vuruyorum dudağımdaki buselerime


Kapkara bir perde çekiyorum ufacık yüreğime

Hazırlık gibi düşün sensizli gelecek gecelere

Hastalıklı bir tende

Ölümü reddeden bir deli içimde

Kaçak oyunların hayali oyuncusu artık sahnede...

Y.DIZDAR

28.10.2010

6 Ocak 2020 Pazartesi

Düşünceler Denizi : Yeni Bir Kaos

Kaosun içine giriyorum.
Bildiğim aşina olduğum bir kaos.
Hayatımın merkezi bir kaos.
Bir yanım koşa koşa gidiyor, içi içine sığmıyor..
Diğer yanımsa tereddütlü, isteklerini bir bir sıralıyor kafamın içine...

Kaos içindeki düzenimi tekrar bulabilir miyim?
Aşık olduğum karmaşanın içinde kendimi bulabilir miyim?
 Damarlarımda dolanan kaosun içine sızmaya çalışan bu düzeni anlamlandıramıyorum...

Uzun süredir hiçbir şeyin heyecanlandırmadığı kadar delirdi içimdeki sel... coşkusuna kapılıp kendimi bırakmak istiyorum...

Korkuyorum...
Kaybolmaktan değil;
Bulacağım Yasemen’den vazgeçememekten korkuyorum...

                                            Yasemen