İzlediğim kısa alıntı bir videoda dikiz aynası ile hayatı ilişkilendiren kısa bir sohbet vardı. Hep dikiz aynasına bakarsan önünü göremezsin ve kaza yaparsın. Arada bak, ama kısa süreli her zaman değil.
O kadar güzel anlatmış ki hayatı, bildiğimiz bir şeyi başka bir şekilde duyduğumuzdaki aydınlayı yaşar ya insan, öyle çarptı suratıma. Anlamak, bilmek yetmiyor çoğu zaman; kabullenip hayata geçirmek öyle kolay değil. Affetmek zaten zor ama bırakmak da kolay değil.
Bir yanın o dikiz aynasında, ya sen geride kalacaksın ya da geride bırakacaksın onu. Kısa yaslar tutacaksın, uzun olmayacak, kabak tadı vermeyecek ve en önemlisi zarar vermeyecek.
Araç kullanırken en çok kullandığım aynadır dikiz aynası. Bazen arabayı dikiz aynasından görmeyecek kadar dolu dolu eşya yüklediğimizde arabayı kullanırken bir huzursuzluk olur içimde arkayı görememekten. Sağ ve sol ayna var halbuki. Acaba tam içte, derinde, bilinç altında geçmişe dönüp bakmakla çok mu birleştirmişiz farketmeden. Ondan mı bu minik huzursuzluk duygusu.
belki de sebebi budur gerçekten...
Anlık bakışlar atmalıyız geçmişe, bugünün dersleri için ama benim kadar uzun bakıyorsan dikiz aynasına belki de kırıp hiç kullanmamalıyım. Kaza kaçınılmaz sonuçta.
Bile bile lades demeye gerek var mı?
Yasemen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder